MERHABALAR
Aslında çok uzun süre önce kaleme almam gereken bir yazıyı şimdi yazabilme cesareti gösterebildim.. Bu sayfayı açarken aklımda kendi düşüncelerimden bahsetmek yoktu. Sadece ülkemizde hemşirelere teorik bilginin değil pratik bilgininde kazandırılması amacıyla başlamıştım yazılarımı yazmaya .. Ama meslekte aktif çalışırken fark ettim ki bizler aslında sadece hemşireler olarak değil hekimiyle teknikeriyle hastanede çalışan sağlıkçılar olarak ötekileştirilip görmezden geliniyorduk. Bununda en kolay yolu kendi içimizde bizi birbirimize kırdırıp bloklaştırmaktı ve bunda başarılı olmuşlardı.. Ve fark ettiğim başka bir gerçek vardı ki bunu daha önce göremediğime üzülmüştüm, bizler sadece teorik bilgilerden, monitörden, istatistikten , mortalite den , hasta verilerinden ibaret değildik . Evet hasta sağlığı en büyük önceliğimizdi ama bizlerde birer insandık ve bizimde insani hislerimiz duygularımız vardı , bazen neden buradayım , neden bu mesleği yapıyorum gibi kafamızda deli sorular dolaşıyordu . Buna verebileceğimiz en büyük cevap insan iyiliği vicdan merhamet gibi ahlaki değerlerle birlikte Allah rızası için cevabıydı. Hangi meslek grubunda Allah rızası çok büyük büyük bir önem kazanıyordu.. Hem de seni görmezden gelen benim vergilerimle maaş alıyorsun diyen insanlar için .. Yani en azından bazılarımız ….Bir çok hekim, hemşire , tekniker hepsi işine sevgiyle büyük bir hevesle büyük ideallerle başladığına eminim ama bir süre sonra bu sevgi ve çalışma aşkı yerini tükenmişlik sendromuna , pişmanlığa ,neden buradayım sorusuna , hüzne ve derin bir kedere bırakıyordu. içinizde her meslekte bu var diyenler olacaktır ama sanki sağlıkçılar da biraz daha fazla…. İstatisliklere göre sağlık kurumlarında şiddete uğrama riski diğer sektörlere göre 16 kat daha fazla görünüyor ve işyerlerinde yaşanan şiddetin yüzde 25 i sağlık sektöründe oluşuyor. Evet bir Meryem Üzerli değiliz ama ondan daha fazla tükenmişlik sendromuna girdiğimize yemin edebilirim. Peki neydi sağlıkta şiddet …..

https://yasamboyuhemsirelik.com/wp-content/uploads/2023/02/siddet.jpg?resize=438%2C438
Sağlıkta şiddet; sağlık çalışanlarına, hasta ve hasta yakınları tarafından sözel ya da fiziksel saldırı yapılmasıdır. Şiddetin kendi içinde tipleri mevcuttur. bunlar fiziksel, cinsel ,psikolojik ,ırksal , tehdit ve yıldırma[ mobbing ve zorbalık]olmak üzere sınıflandırılmaktadır.. Ama Dünya Sağlık Örgütü şiddet tiplerini sınıflandırırken
1-Kişiler arası şiddet
2-Toplu şiddet
3-Kişinin kendi kendine uyguladığı şiddet olmak üzere 3 e ayırmıştır.
Bizler fiziksel saldırıya maruz kaldığımızda bunu önemsiyoruz ama sözlü şiddeti yapıldığında bunu şiddetten saymıyoruz. Ama yukarıda belirttiğim gibi şiddetin bir çok çeşidi var .. Gerçi artık fiziksel şiddeti bile önleyemez hale geldik. Türkiye bu konuda birinci sıraya yerleşmek üzere. Gidiyorlarsa gitsinler sözü buna çok güzel bir örnek aslında .. Şiddet maalesef sağlıkçıların sıkça karşılaştığı bir problem olmak üzere karşımıza çıkmaktadır. Size sağlık sektöründe çalışan bir hemşire olarak kendi bakış açımdan sebeplerini ve yetersiz kalan çözüm yollarını sohbet havasında anlatayım .
İnsanlar acı içinde şifa arama ,kendine yetemediği durumlarda hastanelere başvurdukları için sağlık sektöründe çalışmak diğer sektörlere göre daha yüksek risk barındırmakta ve sağlık çalışanları hasta yakınlarının veya hastanın bu öfkesinden nasibini almak zorunda kalmaktadır. Hekimler çoğunlukla sözel şiddete [gerçi son zamanlarda fiziksel şiddete maruz kalmaya başladılar] , Cinsel , psikolojik ve mobbing gibi yıldırma gibi şiddet tipine ise daha çok hemşirelerin maruz kaldığını görmekteyiz . Bunun en büyük sebeplerinden biri ise hemşirelikte olmayan branşlaşma kavramıdır. Özellikle şehir hastanelerinde görülen hasta sayısına göre hemşire mesaisine oflama yada gün içinde başka bir yoğun bakım ve servise çekilme durumları hemşirelerin karşılaştığı en önemli psikolojik şiddet türlerinden biridir. Hekimler bu konuda belli bir alanda eğitim aldıkları için bu tarz mobbing ve psikolojik şiddete maruz kalma olasılıkları diğer şiddet türlerine göre daha azdır. Örneğin bir cerrahı dahiliye servisi yoğun diye dahiliye uzmanının yerine servise çekemezsiniz. Ama cerrahi yoğun bakımda olan bir hemşireyi gün içerisinde dahiliye servisine çekebilirsiniz ..Buda aslında hemşirelikte branşlaşmanın ne kadar önemli olduğunu ve herkesin kendi branşında uzmanlaşıp sadece o alanda çalışmasının hem mesleki doyum ve yeterlilik açısından hem de hemşirelere sıkça yapılan psikolojik şiddeti ortadan kaldırmak için ne kadar doğru bir çözüm yolu olduğunu gözler önüne sermektedir. Böylelikle yöneticilerin seni buraya çekerim, seni sürerim gibi mobbinglerine yıldırma politikalarına en azından yasal olarak bir karşı çıkma şansımız olur. işin en kötüsü bu mobbingi yapanların hekimler yada başka bir sağlık personelinin değil hemşirelerin yapıyor olmasıdır .İnsanın kendi kardeşinin sırtına vurduğu hançer bir yabancınınkinden daha çok acıtıyor. Sahada aktif çalışan bir hemşire olarak söylüyorum ki biz ne yapıyorsak kendi kendimize yapıyoruz. bir hekim bir tekniker tarafından değil kimi zaman kendi kıdemlilerimiz , kendi ekip arkadaşlarımız yada kendi hemşire olan yönetici olan hemşirelerimiz tarafından mobbing , yıldırma politikalarına maruz bırakılabiliyoruz. H asta yakınları nasıl bize şiddet uygulamasın ki .. Çok acı ama hemşireler açısından durum böyle .

İkincisi özellikle şehir hastanelerinde daha sık görülen olan performans ve gelen hasta sayısına dayalı sitem .. Başarı oranının iyileşen tedavi gören hasta sayısına göre değil de yatan hasta sayısına bakılarak hesaplandığı bir sistemden bahsediyorum. Bu aslında acile hiç alakası olmayan ajite hastaların ya da hasta yakınlarının acile elini kolunu sallayarak gelmesine sebep oluyor. Bazı ülkelerde bu durum kontrol altına alınmış. Önlem olarak da sağlık kurumları 1. 2. ve 3. basamak olarak ayrılmış vaziyette hizmet veriliyor. Yani bir insan önce sağlık ocağına gidip oradan hastaneye gidebilir onayı çıkmadan acile gidemiyor. Eğer gittiği saptanırsa cezalandırılıyor. böylece hem gerçekten ihtiyacı olan hastalar belirleniyor. hem tedavisi planlanan hasta ajite olmuyor hem de çalışan sağlık personeli rahat sakin ve güvenli bir şekilde kalabalıktan uzak işini yapabiliyor. Türkiye de de bu sisteme geçilmesi dileğiyle.. böylelikle hekimlerimize , hemşirelerimize yarış atı gözüyle bakmaktan vazgeçip onları birer sağlık profesyonelleri olarak değerlendirebiliriz..
Ve son olarak yine şehir hastanelerinde sık görülen güvenlik yetersizliği.. bildiğiniz yarı özel yarı devlet olan bu kurumlar her ne kadar teknolojik olarak ileri seviyede görünse de sağlık çalışanlarını koruma ,çalışan hakları konusunda ciddi derecede açık vermektedir.. Bu hastanelerin yarı özel olması çözüm yolu konusunda müdahale alanını kısıtlamaktadır.. Bunun içinde en doğru çözüm yolu şehir hastanelerinde personellerin belli niteliklere göre seçilmesi , sayılarının arttırılması, özellikle acil poliklinik gibi alanlarda x ray cihazı yerleştirilmesi ve bu alanların takibinin daha sık yapılmasıdır..

Biliyorsunuz ki Konya Şehir Hastanesinde öldürülen şehit DR. EKREM KARAKAYA bu güvenlik zafiyetinin en önemli örneklerinden biridir. İşini özveriyle yapan saygıdeğer bir hekimin bu kadar büyük bir hastanede gözler önünde katledilmesi aslında güvenliğin sadece göstermelik olduğunu ve altının boş olduğu sonucuna ulaşılabilir ve ardından çözüm yolu bulunacağına olayın üstünün ört pas edilmeye çalışılması [medyanın ve basının sansürü ],kendi arkadaşların ölümüne üzülüp aşağıda onu korumaya inen cerrahların, hemşirelerin, uzmanların ve daha sayamadığım bir sürü sağlık personelinin hainlikle suçlanması daha ders almamız gereken çok şey olduğunu gösteriyor. Bu arada aldığım duyumlara göre hala Konya da ve diğer bir çok şehir hastanesinde bu tip güvenlik zafiyetleri devam etmekte ve hala uzun vadeli bir çözüm yolu bulunamamıştır.. Şehitlik ünvanı verilen işini özveriyle yapan çok iyi bir hekim olan EKREM KARAKAYA NIN ruhu şad olsun mekanın cennet olsun inşallah. Başka hekimler hemşireler ölmesin diye kısa süreli önlemler değil uzun vadeli çözümlere ihtiyacımız var. su testisi kırıldıktan sonra alınan kısa vadeli önlemler yada olayların unutturulmaya çalışılıp insanların duyarsızlaştırılmaya çalışıldığı bu sistemde gelin bir ışık biz olalım. birbirimizi ötekileştirmeden birlik ve beraberlik içinde daha iyiye daha güzele ulaşmak için.. Aman hekimleri ilgilendiriyor , yada hemşireyi yada teknikeri ilgilendiriyor diye bakmayalım olaya . Sonuçta hangi şiddet tipi olursa olsun mevzu bahis olan insan onuru, insan canının sağlığı , insan hayatı.. O yüzden birbirimize saygı duyarak saygıyla özveriyle bu sistemde kendi rengimizi kendi farkımızı ortaya koyalım. hepimizin insan olduğunu ve özümüzün sevgi olduğunu unutmayalım…..
resimlerin linklerini ve ait olduğu yazıları fotoğrafların altına bıraktım. isterseniz bu fotoğraflara sizde ulaşabilir ve farklı bakış açılarını da oradan okuyabilirsiniz…. sağlıcakla kalın…..

Yorum bırakın